
Evlilik Sözleşmesi Nedir?
Halk arasında Evlilik Sözleşmesi olarak tabir edilen sözleşme tipi Türk Medeni Kanunu’nun 203. Maddesinde düzenlenmiş olup; Mal Rejimi Sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. Genel olarak Evlilik Sözleşmesi olarak bilinse de hukuken doğru ifade Mal Rejimi Sözleşmesidir ve bu nedenle bizler de bu yazımızda Mal Rejimi Sözleşmesi olarak ifade edeceğiz.
Kişiler evlenmeden önce ya da evlilik sırasında imzalayacakları bir sözleşme ile evliliğin ve ileride gerçekleşmesi muhtemel boşanmanın tüm şartlarını belirleyebileceklerini düşünseler de hukuken bu mümkün değildir.
Mal Rejimi Sözleşmesi (Evlilik sözleşmesi) iradi bir sözleşme olup; tarafların her ikisinin de rızası şarttır. Mal rejimi sözleşmesi iradi bir sözleşme olmasına rağmen; yapılması halinde belli kuralları vardır. Yani hukukun genel prensiplerinden olan sözleşme serbestliği ilkesi evlilik sözleşmesi olarak bilinen mal rejimi sözleşmelerinde mümkün olmamaktadır. Mal Rejimi Sözleşmesinin (Evlilik sözleşmesi) kanunda yer verilen sınıflandırmalara uygun olarak yapılması şarttır. Türk Medeni Kanunu’na Mal Rejimi Sözleşmesi (evlilik sözleşmesi) yani kanundaki adı ile mal rejimi sözleşmeleri sınırlı olarak sayılmıştır ve eşler arasında yapılacak sözleşmelerin de bunlara uygun olması şartı aranmaktadır.
Evlilik Sözleşmesi Yapmak Önemli Midir?
Günümüzde evliliklerin sona ermesinde taraflar pek çok konuda kolaylıkla anlaşmakta ancak mal paylaşımı konusunda büyük anlaşmazlıklar yaşanmaktadır. Mal Rejimi Sözleşmesi (Evlilik Sözleşmesi) çok önemli bir delil olup; gerçekleşmesi muhtemel bir boşanma durumunda tarafların ortak malların nasıl paylaşılacağı yönünde yaşayacakları anlaşmazlıkların önüne geçebilmek için öncesinde anlaşmaya varmış olmaları çok önemlidir. Bu nedenle boşanmanın taraflarda yaratacağı durumun yanı sıra mal paylaşımında da sorun yaşamamak adına öncesinde belirlenmesi tarafların menfaatine olacaktır.
Evlilik Sözleşmesi İçin Avukata İhtiyaç Var Mı?
Evlenmeye karar veren taraflar, bu sözleşmeleri kendileri hazırlayabilirler. Başka bir deyişle, sözleşmenin hazırlanmasında uzman bir avukata danışılması kanunen zorunluluk teşkil etmemektedir. Ancak kanunun geçerlilik şartlarının yokluğunu sözleşmenin kesin hükümsüzlüğü yaptırımına bağladığı, yani kanunun aradığı geçerlilik şartlarının yokluğu sözleşmenin mutlak geçersizliğine sebebiyet vereceği mal rejimi sözleşmesinin hazırlanması sırasında uzman bir avukata danışılması haklarınızın güvence altına alınmasında fayda sağlayacaktır. Çünkü her çift için geçerli bir evlilik sözleşmesi bulunmamakla beraber, eşlerin hangi mallarının kişisel mal statüsünde değerlendirileceği ve değer artık pay alımı ve artık paya katılma, evlilik birliğinin giderlerine katılma, aile konutunun kullanımı konuları tarafların anlaşmaları doğrultusunda sözleşmede belirtilmelidir.
Evliliğin sona ermesi halinde ise yine uzman bir avukata danışılarak boşanma davası açılmalı ve akdedilen sözleşme delil olarak mahkemeye sunulmalı, mal rejiminin bu sözleşme doğrultusunda tasfiyesi için gerekli işlemler yürütülmelidir.
Evlilik Sözleşmesi Şartları Nelerdir?
Taraflar evlenmeden önce ya da evlendikten sonra Mal Rejimi Sözleşmesi yapabilecekleri gibi seçtikleri mal rejiminde yasada belirlenen sınırlara bağlı kalmak kaydıyla değişiklik de yapabilirler.
Kanuna göre; taraflardan birinin mesleki faaliyeti kapsamında edindiği mallar ve gelirler edinilmiş maldır. Bununla birlikte bir eşin kişisel malının gelirleri (örneğin; ailesinden miras kalan bir taşınmazın kira geliri) edinilmiş maldır. Taraflar belirleyecekleri mal rejimine ilave olarak bunların edinilmiş/kişisel mal olarak tasfiyeye konu edilmesini kararlaştırabilirler.
Taraflar evlilik öncesinde ya da evlilik birliği içerisinde seçtikleri yasal mal rejimini diledikleri zaman değiştirebilirler.
Sözleşmenin geçerli ve uygulanabilir olması için noter tarafından düzenleme ya da onaylama şeklinde yapılması gerekmektedir. Onaylama şeklinde yapılan sözleşmelerde kanuna aykırılık olup/olmadığı noter tarafından incelenmek sureti ile onay işlemi gerçekleştirilmektedir. Ayrıca Evlendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin Ek Madde 1,3 ve 4. fıkralarında evlenecek kişilerin hangi mal rejimini seçtiklerini evlendirme memuruna yazılı olarak verebilecekleri öngörülmüş olup; Türk Medeni Kanunu’nun 205. Maddesinde de tarafların hangi mal rejimini seçtiklerini evlendirme memuruna yazılı olarak bildirebileceklerini öngörmüştür.
Evlilik Sözleşmesini Yasal Temsilci Yapabilir Mi?
Tarafların mal rejimi sözleşmesi yapabilmeleri için ayırt etme gücüne sahip olmaları gerekmektedir. Sözleşme akdedecek kişinin yaşının küçük ya da kısıtlı olması halinde varsa yasal temsilcisinin izni ile mal rejimi sözleşmesi imzalanacaktır. Bu durumda yasal temsilci izin verebileceği gibi imza da atabilir ancak sözleşmenin tarafı olamaz.
Nişanlılar veya evlenmeye karar vermiş taraflar evlilik öncesinde bu sözleşmeyi akdedebilirler. Bu sözleşmeyi akdetme hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan kişilerin bizzat gerçekleştirmesi gereken işlerdendir. Temsilci veya vekil aracılığıyla gerçekleştirilemez.
Evlilik Devam Ederken Mal Rejiminde Değişikliğe Gidilebilir Mi?
Tarafların evlilik öncesi veya süresince mal rejimi sözleşmesi imzalayarak belirli bir mal rejimini tercih etmesi, evlilik boyunca seçtikleri rejime tabi olacakları anlamına gelmemektedir. Eşler anlaşarak her zaman kabul ettikleri mal rejiminden farklı bir mal rejimine geçebilir, önceki mal rejimine dönebilirler.
Bununla birlikte, eşler mal ortaklığı rejimini kabul etmişler ise eşlerden birinin iflas etmesi halinde kendiliğinden mal ayrılığı rejimi geçerli olacaktır. Ayrıca; yine eşler arasında mal ortaklığı geçerli ise eşlerden birine karşı icra takibi yoluna girişen alacaklı, haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, mal ayrılığı rejimine geçilmesini mahkemeden isteyebilecektir. Eşler, bu durumda isterlerse; edinilmiş mallara katılma rejimine geçebilirler. Zira sadece bu halde alacaklının talep hakkı korunmuş olur. Alacaklının alacağını tahsil etmesinden sonra ise eşlerden birinin talebi üzerine hakim mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilecektir. Eşler, mal ortaklığı rejiminden edinilmiş mallara katılma rejimine geçmek isterlerse, bunu mal rejimi sözleşmesiyle gerçekleştirebilirler.
Evlilik Sözleşmesi Nasıl Sona Erer?
Mal rejimi sözleşmesinin hükümleri, evlenmeyle veya eşlerin evlendikten sonra mal rejimi sözleşmesi yapmalarıyla başlar; taraflar arasında kurulan sözleşme kural olarak evliliğin sona ermesine kadar devam eder. Fakat Kanun’dan dolayı re’sen veya eşlerden birinin talebi üzerine hâkim kararıyla mal ayrılığı rejimine geçilmesiyle veya eşlerin anlaşarak başka bir mal rejimini seçmeleriyle yahut eşlerden birinin ölümü ya da boşanma halinde mevcut mal rejimi sözleşmesi sona erer. Olağanüstü mal rejimini düzenleyen hükümler emredici olduğundan, olağanüstü mal rejimi talebinden önceden vazgeçmeye ilişkin olarak yapılacak anlaşmalar geçersizdir.
Evlilik Sözleşmesinden Eşlerden Biri Vazgeçebilir Mi?
Nişanlılar arasında kurulan ve hükümlerini evlenme sözleşmesinin kurulmasıyla meydana getirecek mal rejimi sözleşmesi, nişanlıların anlaşmasıyla ortadan kalkar. Eşler belirli bir mal rejimine tabi olacaklarını mal rejimi sözleşmesi ile kararlaştırmışlarsa, bu sözleşmeden tek taraflı olarak dönemezler; eşlerin mevcut mal rejiminden dönebilmeleri, açıkça bu konuda anlaşmaları veya yeni bir mal rejimi sözleşmesi yapmalarıyla mümkündür.
Eşlerden birinin tek taraflı iradesi ile mal rejimi sözleşmesinden vazgeçilemeyecekse de; hakimin evlilik birliğinin korunması için alacağı tedbirler arasında mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesi için haklı nedenin varlığı halinde re’sen mal ayrılığına geçişe karar verme imkanı da vardır.
Evlilik Sözleşmesi Üçüncü Kişilere Etki Eder Mi?
Kimi zaman eşlerden birinin mali olarak güçlük yaşıyor olması ya da ticari risk altında olması nedeniyle taraflar arasında alacaklıların alacaklarını tahsilinin önüne geçilmek amacıyla mal rejimi sözleşmesi yapılmak istenmesi ile karşılaşıyoruz.
Belirtmek gerekir ki; mal rejiminin değişmesi, eşler açısından olduğu kadar, eşlerle üçüncü kişiler arasındaki ilişkiler açısından da önem taşır. Mal rejimindeki değişikliklerden üçüncü kişilerin zarar görmeyeceklerini ve üçüncü kişilerin alacakları için başvuracakları malların mal rejimi değişse de mevcut alacaklılar için devam edeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel olarak sorumludur; eş, söz konusu malların borcu ödemeye yetmediğini ispatladığı takdirde, kendisini sorumluluktan kurtarabilir.
Mal rejimi sözleşmesinin düzenlenmesinin, ileride ortaya çıkabilecek muhtemel hak kayıplarının önüne geçilebilmesi açısından aile hukuku alanında uzman bir hukukçu tarafından gerçekleştirilmesi her iki eş açısından da oldukça önemlidir.
Evlilik Sözleşmesinin Şekli Unsurları Nelerdir?
Yukarıda da belirtildiği üzere; mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Buna ek olarak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.
Türk Medeni Kanunu, mal rejiminin yapılmasında belirli şekil şartları öngörmüştür. Şekli şartlarını taşımayan sözleşmeler geçersizlik yaptırımı ile karşı karşıya kalacaktır. Mal rejimi sözleşmesi, niteliği gereği boşanma aşamasında uygulama alanı bulacağı için geçerlilik şartlarını haiz olması büyük önem teşkil etmektedir.
Kesin hükümsüzlük yaptırımı ile karşı karşıya kalan mal rejimi sözleşmesi boşanma davasında delil niteliği taşıyamayacaktır. Bu sebeple evlilik sözleşmesinin noter huzurunda düzenlenme veya onaylama biçiminde gerçekleştirilmesi veyahut tarafların evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirmeleri gerekmektedir.
Evlilik Sözleşmesi Ne Zaman Yapılmalıdır?
Mal rejimi sözleşmesi, evlilik öncesinde tarafların noter huzurunda birlikte gerçekleştirebileceği bir sözleşme olduğu gibi, yine eşlerin tercihleri veya birtakım gereklilikler doğrultusunda evliliğin herhangi bir aşamasında yapılabilir. Bu sözleşmenin evliliğin gerçekleşmesinden önce veyahut evlilikten sonra/ evliliğin devamı süresince yapılması mümkündür.
Nişanlılık döneminde akdedilen mal rejimi sözleşmesi bir nevi geciktirilmiş bir şarta bağlanmış olup evliliğin gerçekleşmesi ile hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Nişanın, evlilik haricinde başka bir sebeple bozulması halinde ise yapılan sözleşmenin geçerli olmayacaktır.
Ancak önemle belirtmek gerekir ki; mal rejiminin evlilikten sonra gerçekleştirilmesi halinde yeni seçilen mal rejimi sözleşme tarihi itibariyle geçerli olacak, sözleşme öncesi dönem açısından ise evlilik sırasında kabul edilen mal rejimi uygulama alanı bulacaktır.
Evlilik Sözleşmesi Ne Zamana Kadar Geçerlidir?
Eşlerin evlilik öncesinde veya evlilik devam ederken imzalayacakları mal rejimi sözleşmesi ile Türk Medeni Kanunu’nun belirttiği mal rejimlerinden birini seçmeleri halinde bu rejim, yine eşlerin ortak iradeleri doğrultusunda diğer bir mal rejimini seçerek yeni bir mal rejimine geçmeleri ile, eşlerden birinin mal rejiminin kaldırılması istemiyle mahkemeye başvurusu üzerine hakim kararıyla kaldırılmasıyla ya da boşanma sebebiyle mal rejiminin tasfiyesi hükümleri kapsamında veyahut eşlerden birinin ölümü ile son bulacaktır.
Evlilik Sözleşmesi Yapılmazsa Mal Paylaşımı Nasıl Olur?
01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nda esas olan Edinilmiş Mallara Katılma rejimidir. Bu tarihten sonra evlenen çiftler başkaca bir mal rejimini kabul ettiklerine ilişkin bir sözleşme akdetmedikleri takdirde ileride gerçekleşmesi muhtemel bir boşanmada edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır. Bununla birlikte taraflar kanunun yürürlük tarihi olan 01.01.2002 tarihinden önce evlenmişler ve kanunun yürürlük tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde bir mal rejimi sözleşmesi yapmamışlarsa da yine edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır.
Edinilmiş mallara katılma rejimi ile birlikte edinilmiş mal ve kişisel mal kavramları hayatımıza girmiştir. Edinilmiş mal, eşlerin evlilik birliği içerisinde edindikleri mallar olup; kişisel mal ise eşin şahsına ait ve katılma rejimine dahil edilmeyecek mallardır. Aksi ispat edilmediği sürece evlilik birliği içerisinde edinilen mallar edinilmiş maldır. Ancak eş bu malın kişisel malı olduğunu ispat ettiği takdirde mal rejimi dışında tutulabilecektir. Malın kişisel malı olduğunu ispat edemediği durumda diğer eşin bu mal üzerinde katılma alacağı hakkı mevcut olacaktır.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
Daha önce belirtildiği üzere, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile aksine sözleşme yapılmadıkça evliliklerde edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı kabul edilmiştir.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin evlilik birliği içerisinde edindikleri mallara diğer eşin ortak olmasıdır. Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar. Bu durumda nelerin edinilmiş mal nelerin de kişisel mal olduğu konusunda bir ayrım yapılması gerekmektedir.
Edinilmiş Mallar Nelerdir?
Edinilmiş mallar, her eşin bu mal rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Edinilmiş malların neler olduğu Kanun’da sayılmıştır.
Buna göre, eşlerin edinilmiş malları özellikle şunlardır:
- Çalışmasının karşılığı olan edimler: Evlilik birliği içerisinde eşlerin bedensel ve zihinsel çalışmalarının karşılığı olarak elde ettikleri maaş, aylık ücret, yevmiye, bahşiş gibi gelirler.
- Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşların veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler: Evlilik birliği içerisinde eşlerin aldıkları emekli maaşı, işsizlik maaşı, kısa çalışma ödeneği, emekli ikramiyesi, yaşlılık maaşı, kıdem ve ihbar tazminatı gibi ödemeler.
- Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar: Trafik ve iş kazaları nedeniyle eşlere ödenen tazminatlar.
- Kişisel malların gelirleri: Tasfiyeye tabi olmayan kişisel mallardan elde edilen gelirler edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir. Bunun en sık rastlanan örneği, miras yoluyla elde edilen taşınmazdan elde edilen kira geliridir.
- Edinilmiş malların yerine geçen değerler: Evlilik birliğinin devamı süresince edinilmiş malların yerine geçen değerlerde edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir. Örneğin, evlilik birliği içerisinde çalışma karşılığı elde edilmiş gelirlerden ev alınmış ve bu ev daha sonradan satılarak elde edilen gelirle araba alınmışsa, artık bu araba da edinilmiş mal kabul edilmektedir.
Bu maddeler ile belirtilen edinilmiş malların kapsamı, Kanun tarafından yalnızca bunlarla sınırlandırılmamıştır. Her olayın özelinde yetkili hâkim mal tasfiyesi sırasında nelerin edinilmiş mal statüsünde olduğunu belirleyecek ve diğer eş artık değer hesaplamasından sonra edinilmiş malların yarısı üzerinde hak sahibi olacaktır.
Kişisel Mallar Nelerdir?
Kişisel mallar, edinilmiş malların aksine mal tasfiyesi sırasında paylaştırılmaz. Mal tasfiyesi ile her eş diğer eşte bulunan kişisel mallarını geri alır. Kanun’da yine sınırlı olmamak üzere nelerin kişisel mal olduğu sayılmıştır.
Buna göre bir eşin kişisel malları şunlardır:
- Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya: Kişinin şahsi kullanımına özgülenen mallardır. Mücevher, giyim eşyaları, makyaj malzemeleri, dizüstü bilgisayar, gözlük, tıraş makinesi vb. eşyalar.
- Mal rejimi başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri: Kişinin, yeni Türk Medeni Kanunu’nun uygulanmaya başladığı 01.01.2002 tarihinden önceki malları ile evlenmeden önceki malları kişisel mallarıdır. Aynı şekilde eşlerden birisine miras kalan mallar da kişisel mal olarak sayılmaktadır. Kişilerin şans oyunlarından ve şansa dayalı yarışmalardan elde ettikleri gelirler gibi karşılıksız kazandırmalar da kişisel mal olarak kabul edilmektedir.
- Manevi tazminat alacakları: Eşlerin evlilik birliği süresince kişisel zararlarının karşılığı olarak elde ettikleri manevi tazminatlar da kişisel mal sayılmaktadır.
- Kişisel mallar yerine geçen değerler: Evlilik birliğinin devamı süresince kişisel malların yerine geçen değerler de kişisel mal olarak kabul edilmektedir. Örneğin, evlilik birliği içerisinde miras yoluyla kendisine ev kalmış eş, bu evi daha sonradan satarak elde ettiği gelirle yat almışsa artık bu yat da kişisel mal olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda 4 fıkra halinde sayılan kişisel mallar kanun gereğidir. Ancak eşler, mal rejimi sözleşmesiyle,
- Bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan ve edinilmiş mallara dâhil edilmesi gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını,
- Kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağına karar verebilirler. Bu gelirler mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mal olarak kabul edileceği kararlaştırılmamış ise artık malların tasfiyesi aşamasında bu gelirler edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.
Malın Kime Ait olduğu Nasıl İspat Edilecektir?
Mal tasfiyesi aşamasında eşler arasında malların kişisel mal mı edinilmiş mal mı olduğu konusunda anlaşmazlıklar çıktığı görülmektedir. Mal tasfiye işlemlerinin başlaması ile, aksi ispat edilinceye kadar eşlerin bütün malları edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.
Kanun koyucu malın kişisel malı olduğunu iddia eden kişinin, iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu kabul etmiştir. Eşlerden hangisine ait olduğu tespit edilemeyen mallar eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilecektir.
Evlilik Sözleşmesi ile Eşlerin Seçebileceği Mal Rejimleri Nelerdir?
MAL REJİMİ TİPLERİ
MAL AYRILIĞI REJİMİ
Eski medeni kanunumuzda yasal mal rejimi olarak kabul edilen mal ayrılığı rejimi, her eşin kendi malının sadece kendisine ait olması yani her eşin kendi malı üzerinde, yasal sınırları ihlal etmeden, tasarruf, yönetim, mülkiyet, yararlanma haklarını şahsen kullanabilmesidir.
Mal ayrılığı rejimi öncelikle mülkiyet bakımından ele alınmalıdır. Bu rejim içerisinde, her eş evlenmeden önce edindiği malların tek hak sahibi olduğu gibi evlilik birliği içerisinde, edindiği malvarlıkları için de tek hak sahibi konumundadır. Bunun yanı sıra mal ayrılığı rejiminde paylı mallardan söz etmek mümkündür. Eşlerden hangisine ait olduğu bilinemeyen mallar, eşlerin paylı malları olarak nitelendirilir. Bir malın kendisine ait olduğunu ispatlayamayan eşler bu durum ile sıklıkla karşı karşıya gelebilmektedirler.
Yönetim konusunda da mülkiyette olduğu gibi malvarlığı sahibi eş tek başına yönetim hakkına sahip olmaktadır. İşbu yönetim hakkına diğer eşin bir müdahalede bulunması söz konusu değildir. Fakat malvarlığı sahibi eş, açıkça veya örtülü şekilde diğer eşe yönetimi bırakabilir. Bu durumda ise vekalet hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
Yararlanma hakkı bakımından değerlendirmek gerekirse, her eşin doğal olarak kendi mülkiyetinde bulunan malvarlığından dilediği ölçüde yararlanabilmekte olduğunu belirtmek gerekir. Diğer eşin bu malvarlığının doğal ve hukuki getirilerinden yararlanması söz konusu değildir.
Mal ayrılığı rejimini benimseyen eşler, yönetim ve mülkiyet haklarını kullandıkları gibi tasarruf haklarını da yasal sınırlar içerisinde kural olarak tek başına kullanabilmektedirler. Kanun, bu hakka kanunda aile konutu ve evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi sınırlarını getirmiştir.
Evlilik birliği içerisinde doğan borçların da bu kapsamda ele alınması gereklidir. Buna göre, eşlerden her biri şahsi borçlarından tüm malvarlığı ile sorumludur. Şayet evlilik birliğini temsil eden bir borç var ise eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilsen borçlu olurlar.
Mal ayrılığı rejiminin tasfiyesinde ise esas olarak her eş kendi malvarlığına sahip olduğu için rejimin sonunda da bu şekilde devam edecektir. Değer artış payı, katılma alacağı, artık değer gibi terimler bu mal rejiminde karşımıza çıkmaz.
Fakat bu mal rejiminde de eşlerin paylı malları olduğu konusu gözden kaçmamalıdır. Mal rejimi sona erdikten sonra eşlerden biri üstün yararını ispatlarsa ve diğer eşe payının ödeme günkü karşılığını verirse paylı mülkiyete konu malın kendisine verilmesini talep edebilecektir.
Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi
Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi, birçok açıdan mal ayrılığı rejimi ile birebir aynı hükümlerin uygulama alanı bulduğu mal rejimidir. Ancak mal ayrılı rejimi çerçevesinde eşlerden her birine ait mallar, tasfiye sonrasında hak sahibi olan eşin tasarrufuna bırakılırken paylaşmalı mal rejiminde kişisel malların ve paylı malların yanında bir de paylaştırma konusu mallar söz konusudur. Paylaştırma konusu mallar ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş mallar ve ailenin ekonomik geleceğini güvence altına almaya yönelik yatırımlar olarak tanımlanmaktadır. Bu mallar, mal rejiminin tasfiyesi sırasında eşler arasında yarı yarıya paylaşım konusu olacaklardır.
Mal Ortaklığı Rejimi
Mal Ortaklığı Rejimi, seyrek uygulama alanı bulan bir mal rejimi türüdür. Bu rejimde, eşlerin malları birleşerek müşterek bir mallar grubu halini almaktadır. Ortaklık mallarında eşler arasında elbirliği mülkiyet esası geçerli olmaktadır. Eşlerin her biri ortaklığa koydukları malların miktarı ne olursa olsun, ortaklık malları üzerinde yarı paya sahip olurlar. Böylece genel mal ortaklığında eşlerin ortaklığa koydukları mallar üzerindeki bağımsız mülkiyet hakları ortadan kalkar. Artık eşler, ortaklık mallarında yarı yarıya elbirliği ile mülkiyet halinde malik olurlar. Mal ortaklığı rejiminde yasal kural, yarı yarıya paylaşım olmakla birlikte bunun yerine sözleşmeyle başka bir paylaşım yöntemini de kabul edebilirler. Ölüm halinde tasfiye yapılırken kural olarak, ortaklık malların yarısı sağ eşe, kalan yarısı da sağ kalan eşin miras hakkı saklı kalmak üzere ölenin mirasçılarına geçer.
Genel Mal Ortaklığı
Bu rejim içerisinde, eşlerin kanun gereği kişisel mal sayılanlar dışındaki malları ile gelirleri ortaklık mallarını oluşturur. Eşler, ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahip olurlar. Hiçbir eş, ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahip değildir.
Sınırlı Mal Ortaklığı
Sınırlı Mal Ortaklığı Rejiminde ise eşler edinilmiş malları üzerinde mal rejimi sözleşmesi ile sadece edinilmiş mallardan oluşan bir ortaklık kabul edebilirler. Kişisel malların geliri de bu ortaklığa dahil olacaktır.
Diğer Mal Ortaklığı
Diğer Mal Ortaklıklarında ise eşler, mal rejimi sözleşmesi ile belirli mal varlığı değerlerini veya türlerini, özellikle taşınmaz malları, bir eşin kazancını, bir meslek veya sanatın icrası için kullandığı malları ortaklık dışında tutabilirler. Aksi sözleşmede öngörülmedikçe bu malların gelirleri ortaklığa dahil olmayacaktır.
Evlilik Sözleşmesinin İptali
Bazı hallerde evlilik sözleşmesinin iptali yani hâkim tarafından mal rejiminin değiştirilmesine karar verilmesi için haklı bir nedenin varlığının ispat edilmesi gerekmektedir. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık olması veya eşin ortaklıktaki payının haczedilmiş olması, eşlerden birinin alacaklının menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması, eşlerden birinin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması, diğer eşin istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları, hakkında bilgi vermekten kaçınması gibi durumlar mal rejiminin hâkim tarafından değiştirilmesine karar vermesi için haklı sebepler olarak sayılabilir. Bu sebepler sınırlı sayıda olmayıp her durumun özelliğine göre hâkim tarafından değerlendirilerek karar verilmesini gerektirmektedir.
Evlilik Sözleşmesi Boşanma Sebebi Olarak Gösterilebilir Mi?
Kanun, boşanma sebeplerini özel ve genel olarak iki başlık halinde saymıştır, boşanma sebepleri kanunda sayılmıştır. Kanunun saydığı bu sebepler dışında tarafları mutsuz eden herhangi bir sebep haklı boşanma sebebi teşkil etmemektedir. Bu sebeple, mal rejimi sözleşmesi imzalanması veya diğer eşin sözleşmeye aykırı davrandığı iddiası boşanma sebeplerinden birini oluşturmamakla beraber; hâkim önüne gelen olay özelinde boşanma sebebi bulunup bulunmadığına hükmedecektir. Her olayın kendine has özellikleri çerçevesinde kendine özgü sonuçlar yaratması sebebiyle bu konuda kesin bir genelleme yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Evlilik Sözleşmesinin Mirasa Etkisi
Halk arasında mal rejimi sözleşmelerinin diğer eşi miras payından yoksun bıraktığı gibi bir algı oluşmaktadır. Ancak mal rejimi sözleşmesi yapılmış olması olası bir ölüm durumunda eşlerin birbirlerine mirasçı olmalarına engel teşkil etmez. Eşin mirasçılık hakları Evlilik Sözleşmesinden etkilenmeyecektir.
Ancak bilinmelidir ki, ölüm durumunda ölen eşin mal varlığı üzerinde 2 farklı tasfiye işlemi uygulanmaktadır. Bunlardan ilki eşler arasında kabul edilen mal rejiminin tasfiyesidir. Mal rejimi tasfiyesi esasen ilk paylaşımı oluşturur. Benimsenen mal rejimine göre eşler kendi mallarını varsa ortak mallarını ayırırlar. Mal rejimi tasfiyesi tamamlandıktan sonra bu sefer ölen eşten geriye kalan mal varlığı (tereke) mirasçılar için paylaştırılır. Bu noktada söz konusu mirasçılara eş de dahildir. Bu durumda eş her iki tasfiye işleminde de bulunmaktadır. Yani seçilecek olan mal rejimi sözleşmesi sadece ilk paylaşım bakımından sonuç doğurur. İkinci paylaşıma geçildiğinde mal rejimi sözleşmesi geride kalmış olur ve mirasçılık hakları gündeme gelir.
Evlilik Sözleşmesi Neden Yapılır?
Her ne kadar boşanma eşlerin evlilik aşamasında planladıkları bir durum olmasa da özellikle günümüzde boşanma davalarındaki artış sebebiyle çiftler boşanma sonucu ortaya çıkacak mali durumu önceden düzenleme yoluna gitmeyi tercih etmektedirler.
Evlilik sözleşmesi olarak tabir edilen mal rejimi sözleşmesi, eşlere yukarıda açıklanan sınırlar çerçevesinde kendi hayatlarının gerekliliklerine ve kişisel tercihlerine uygun bir mal rejimi seçme özgürlüğü tanır.
Eşler bu kapsamda mal ortaklığı rejimlerinden birini seçerek evlilik birliğinin mallarını bir bütün olarak değerlendirmeyi tercih edebilecekleri gibi mal ayrılığı rejimi ile birbirlerinin malvarlığındaki aktif değerler üzerindeki haklarından vazgeçerek borçların sorumluluğundan kurtulabilirler. Bu anlamda eşlerden birinin ticari riski yüksek sektörlerden birinde iş yapması durumunda mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin değerlendirilmeli, gerekli görülürse sözleşme akdedilmelidir. Mal rejimlerinin hükümlerini ve sonuçlarının iyice anlaşılabilmesi, çiftler için en uygun rejimin seçilebilmesi ve yapılan seçim doğrultusunda evliliğin mali yapısına göre çifte en uygun Mal Rejimi Sözleşmesinin düzenlenmesinin sağlanması açısından uzman bir avukatla çalışılması tavsiye edilmektedir.